|
Bekir Karadeniz, Orhan Bahçıvan ve Erdoğan Aydın'la
Doğu Anadolu Halk Şairleri
Araştırmasına İlişkin Söyleşi

Fakir Yılmaz
Öncelikle kendinizi tanıtarak işe başlayalım.

Bekir Karadeniz
Artvinliyim. Folklor ve edebiyatla uğraşmaktayım. Aşıklık geleneğinin yaygın
olduğu topraklarda doğdum ve büyüdüm. Şimdiyse o topraklardan uzakta ama
duygu olarak daha iç içe yaşıyorum. Ayrıntılar için
www.BekirKaradeniz.com
adresi ziyaret edilebilir.

Orhan Bahçıvan
Ben Göleliyim. Ben de aşıklık edebiyatı ve müziğinin yaygın olduğu bir
bölgede doğdum. İlk gençliğimden sonrası bölge dışında geçmiş olsa da
özellikle annem ve babamın (bu anlamda da) çok önemli katkılarıyla yetiştim.
Ayrıntılar için
www.OrhanBahcivan.com adresi
ziyaret edilebilir.

Erdoğan Aydın
Ben Posofluyum. Yani bir biçimde aynı kültürel alanın insanlarıyız
diyebilirim. Benim çocukluğum dahil tüm gelişmem Almanya’da oldu. Ancak
dinlediklerim, ailemden ve çevremden öğrendiklerim uzaklığa karşın beni
doğduğum topraklara olan ilgimi asla azaltmadı, tersine daha da geliştirdi.

Fakir Yılmaz
Yine sırayla sorayım. Eğitiminiz bu işe uygun mu ve ne zamandır bu
konularla ilgileniyorsunuz?

Bekir Karadeniz
Ben edebiyat öğretmeniyim ama hiç öğretmenlik yapmadım. Bu işlerle ilgimin
de diplomamla bir bağı yok desem abartı olmaz. Yalnızca bir gönül işi en
kestirme izahıyla.

Orhan Bahçıvan
İlginç işte, ben de edebiyat öğretmeniyim ama ben de hiç öğretmenlik
yapmadım. Değişik kurumlarda çalıştım Türkiye’deyken ancak öğretmenlik
yapmadım. Nedenleri başlı başına bir söyleşi konusu aslında.

Erdoğan Aydın
Ben ilkokuldan üniversiteye dek Almanya’da okudum. İşin ebedi yanıyla
ilgim yalnızca okuma, inceleme boyutunda. Yoksa benim bu ağabilerim gibi
yazma çizme işlerim yok. Yani edebiyat, folklor anlamında bir araştırmam
yok.

Bekir Karadeniz
Şimdilik diyelim. Kimbilir ileride ne olur.

Orhan Bahçıvan
Öyle ya, at atın yanında dururca...

Fakir Yılmaz
Peki yazma çizme yoksa bu projeyle ilgin ne o zaman? Buna bağlı
olarak bu araştırma düşüncesinin nasıl çıktığını sormak istiyorum.

Erdoğan Aydın
Aslında güzel bir denklik diyelim. Biz fırsat buldukça bir araya
gelir hemen her konuda sohbet ederiz. Bu yalnızca Kuzeydoğu Anadolu ya da
Türkiye olmaz haliyle. Dünya politikasından çevre sorunlarına dek akla gelen
gelmeyen birçok konu özetle. İşte yaklaşık 2 ay önce yine böyle bir
sohbet ortamında, şimdi hatırlayamadığım bir biçimde konu bizim yörenin
aşıklarına, şairlerine ilişkin ayrıntılı bir araştırma yapılmasına geldi.
Bekir Ağabi zaten bu anlamda çok ayrıntılı araştırmalar hazırlamıştı. En
çok da »Artvinli Halk Şairleri« adlı araştırmasının bir benzerinin bizim
yörede olması gerektiği düşüncesi şekilleniyordu kafamda. Bizim köye ilişkin
hazırlanan bir kitap bu anlamda ufkumu açmıştı. Ancak söylediğim gibi işin
yazma, araştırma boyutuna pek yakın değilim ben. Buna bağlı olarak da
ağabilerime neden böyle bir iş yapmadıklarını sordum. Aslında ellerindeki
arşivin boyutun bildiğim için bu işin çok zor olmayacağını tahmin ediyordum.
Ancak böyle bir çalışmayı gerçekleştirmenin değil de yayınlayıp dağıtımın
asıl sorun olduğunu söylediler. Ben de işin maddi yanını bana bırakın, siz
öteki bölümüne bakın dedim. Bunu daha önceden düşünmüş falan değildim. O an,
o sohbet anında aklıma geldi. Daha doğrusu bunun ne denli gerekli ve anlamlı
olduğu birden şimşek gibi çaktı kafamda.

Bekir Karadeniz
Aslında epeydir böylesi bir düşünce vardı kafamızda. Ama somut olarak bunu
nasıl gerçekleştirebileceğimiz, nasıl kitap haline getirebileceğimiz
konusunda kuşkularımız olduğundan hep arka planda kalan bir konuşmaydı.
Kasım 2007 başlarında yine üçümüz otururken böyle bir araştırmanın
yöre açısından olduğu kadar halk şiiri açısından da çok anlamlı olacağını
ancak altyapısını sağlayamadığımız sürece zorluğundan sözetmiştik. Tam böyle
bir sohbet anında Erdoğan, bu konuyu somutlaştırmamız durumunda
gerekli alyapıyı sağlayabileceğini, yardım bulabileceğini söyleyince iş
birden ciddileşti. Deyim yerindeyse birkaç dakika içinde karar vermiştik.
Çünkü böyle bir çalışmayı kitap haline getirmek arşivimiz açısından fazlaca
zor bir iş değildi.

Fakir Yılmaz
Kuzeydoğu Anadolu derken tam olarak kastedilen yerleri açıklamak
gerekirse:

Orhan Bahçıvan
Batıdan başlarsak, Bayburt, Kelkit temel olmak üzere eski Gümüşhane
sınırları, Erzurum, Artvin, eski Kars sınırları (bugünkü Ardahan ve Çıldır
ile birlikte) ve Ahıska temelli bölgeler. Buraları ikide bir değişen siyasi
haritalara göre değerlendirmek istemediğimizden, işi yalnızca kültürel
boyutuyla ele alıyoruz. Sürekli değişen siyasi yapılanma, bir yerden alınıp
başka bir yere bağlanan köy, kasaba ya da ilçelerin kültürel yapıları
akşamdan sabaha değişmemekte. Onun için işi bu boyutuyla değerlendirmeyi
bilerek öne çıkarmaktayız. Örneğin, Kars’a (ya da herhangi bir ilçesine)
bağlı bir köy herhangi bir nedenle Erzurum’a bağlanınca herşeyi doğduğu,
büyüdüğü bölgeye göre biçimlenmiş bir aşık birdenbire Erzurumlu olmaz
düşüncemize göre. Oysa bütün bunlar bir bölge kültürü içinde
değerlendirildiğinde çok daha uzun vadeli sonuçlar almak mümkün olabilir.
Yüzlerce yıllık bir tarihi geçmişi başka bir yere bağlamakla değiştirmek
olanaklı değil. Ayrıca buna gerek olduğunu anlamak da zorluk çekiyoruz.
Ayrıca ek olarak, bu çalışma belli bir aşamaya gelince Ağrı, Van gibi
Türkiye'nin tüm doğusunu da katarız gibime gelmekte. Çünkü bu yöreler de şu
an incelediğimiz içerikle birebir örtüşmekle. Yani mesafeler biraz çok gibi
görünse de kültür olarak çok yakın birbirine. Bir Ercişli Emrah'ı
Kuzeydoğu Anadolu kültüründen ayırmak olanaklı değil.

Fakir Yılmaz
Görünen o ki tüm Kuzeydoğu Anadolu’yu zaten uzun süredir inceleyen ve
bu konuda önemli çalışmalar gerçekleştirmiş bir ekip olarak ciddi bir arşiv
oluşturmuşsunuz.

Bekir Karadeniz
Arşiv çok geniş haliyle. Herhangi bir folklorik ögeyi incelerken yalnızca
bir yöreye bağlı kalmak olanaksız. Türkiye’nin bilmem hangi bölgesinden
derlenen bir türkünün birçok bakımdan çok daha uzak bir bölgeye ait
olabildiği sıkça rastlanan bir durumdur. Orta Anadolu kaynaklı bir türkünün
sözlerinin Kafkasyalı bilmem hangi aşığa ait olması gibi. Onun için zaten
bir yerden başlayınca iş tam bir çorap söküğü gibi gelmekte, geliştikçe
gelişmekte. Peşine düştüğünüz bir türkü, bir şiirin sizi nereye
götürebileceğini önceden bilmek her zaman olanaklı değil.
İşin bir yanı bu çok yönlü araştırmanın zaten kendi içinde giderek
genişleyerek bir arşive dönüşmesi olarak açıklanabilir. Bir başka yanı ise,
bizim ilgi alanlarımız zaten bir bölgeyle sınırlı olmaması.
Önemli olan bu bilgileri belli bir sistematiğe göre yerleştirmek, yani
gerçek arşive dönüştürmek. Bunu büyük ölçüde yapabildiğimizi söylemek
abartılı olmaz.
Çok ciddi bir yazılı, görsel ve ses arşivi oluşmuş durumda. Bunları
değerlendirmek artık çokça zor değil. Her iş, her araştırma tamamlandığında
yeni birçok araştırmanın yolunu açmış oluyor kendiliğinden. Bu böyle
olmadığı sürece hem araştırmada, hem araştırmacıda bir eksiklik var
demektir.

Fakir Yılmaz
Bu araştırmanın kapasitesi konusunda bir fikir oluştu mu? Ayrıca tam
olarak kimler yeralacak? Her şair/aşık olduğunu söyleyen kişi bu araştırmada
yer bulabilecek mi?

Orhan Bahçıvan
Bu araştırmanın kapasitesi yaklaşık olarak belirlenmiş durumda.
16x24 cm ölçülerinde 2 kitaptan oluşacak ve toplam 1472
sayfa olacak. Aslında hayalimiz bunun iki katı olmasıydı. Maddi olanaklara
bağlı olarak böyle sınırlandı yoksa bunun en az iki katı bir araştırmayı
hazırlamak sorun olmazdı.
Kimlerin yeralacağına gelince. Halk şiirinin temel
kuralları, birçok »uzman« kişinin bildiğinin tersine çok kesin ve somut
olarak belirlenmiştir. Yazılış/söyleniş biçimi, hecesi, ölçüsü, uyağı vs.
oldukça belirgindir. Bu kurallara uyması temel koşuldur. Yani şiir tekniği
açısından bu kurallara uymayanlar araştırmamızda yer almayacak. Sıkça
kullandığımız deyimle alt alta yazılan dört satırı şiir sanan birçok
»yetkili« var ne yazık ki. İşin daha kötüsü bunlar öylesine yaygınlaştı ki
doğrusunu söylemek bir hakaret olarak algılanmakta.

Fakir Yılmaz
Bunun bir nedeni var mı?

Orhan Bahçıvan
Birden fazla nedeni var. Ancak en temel olarak aşıklık geleneğinin
giderek biçim değiştirmesi ve usta-çırak ilişkisinin artık ortadan kalkması
olarak düşünülebilir. Önceleri bu gelenek bir okul boyutunda, öğrenme,
yetişme aşamasından geçmekteydi. Şimdiyse eline bir bağlama ya da bir kalem
alan birçok insan herhangi bir eğitimden geçmeden aşık ya da şair olduğunu
söyleyebiliyor. Bunu denetleyen bir mekanizma da olmadığından kalite de
düşmeye başlıyor. Bu ayrıntıları araştırmada ele aldık. Burada tümünü
sıralamak olanaklı değil haliyle. Şu kadarını söylemek gerek: Kimin ne kadar
»iyi« şair olduğunu iddia etmek çokça yanaşmadığımız bir yöntemdir. (Kendi
özel düşüncelerimizi saklı tutmak koşuluyla.) Ancak araştırmaya
aktaracağımız eserlerin asgari teknik ve estetik açıdan bir düzeye denk
düşmesi gereklidir.

Fakir Yılmaz
Araştırmaya aldığınız eserlerde edebi ve teknik özelliklerin dışında
dikkat ettiğiniz bir biçim, konu var mı?

Orhan Bahçıvan
Var. İnsana ilişkin değerler herşeyin üstünde gelmektedir. Buna bağlı
olarak hakaret, küfür, aşağılama, ırkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçilik,
inanca hakaret içeren herhangi bir düşünceye araştırmalarımızda yer vermemiz
söz konusu olamaz. Ya da doğaya, öteki canlılara hakaret de mesafeli
durduğumuz yanlardır.

Fakir Yılmaz
Biraz ayrıntılandıralım...

Bekir Karadeniz
İnsanı yalnızca insan olarak kabul etmeyen herhangi bir düşünce bu
araştırmada yer almayacak. Herhangi bir nedenden dolayı bir topluluğun
tümünü aynı kefeye koymak. Diyelim ki falan devlet ya da o devletin
yurttaşları ya da filan toplumun fertleri (Türk, Kürt, Fransız, Ermeni,
Arap, Amerikalı vs.) yalnızca bu topluluklara ait oldukları için hedef
alındığında araştırmalarımızda yer vermemiz söz konusu olamaz. Herşey
eleştirilebilir, herşeye ilişkin düşünce gündeme getirilebilir. Bunu
denetlemek ne bizim üstümüze vazifedir ne de bunu kısıtlamayı doğru
buluyoruz. Ancak herşey bir düzeyde ve birilerine hakaret etmeden
yapılabilmelidir.
Örneğin bir deyişte geçen »Adı güzel kendi güzel Muhammet« deyimine bir
itirazımız olmadığı gibi »Adı güzel kendi güzel Ali ya da İsa ya da Musa«
kavramına da itirazımız olmaz. Ancak bu kavram »Adı kötü kendi kötü Muhammet
ya da Ali ya da İsa ya da Musa ya da başka birşey« anlamını içeren biçimde
olsaydı araştırmalarımızda yer alması mümkün olmazdı. Birisi kendi
inançsızlığını ya da başka bir inanç grubuna bağlı olduğunu açıklarken
ötekilere hakaret etmediği sürece bizce bir sorun yok, edebi açıdan da
kurala uyuyorsa.
Başka bir örnek; cimri yerine »Çingene« kötü yerine »hayvan«
ya da korkak ya da gözü yaşlı yerine »karı gibi« deyimini
kullanan bir şairi bizim değiştirmemiz olanaklı değil. Ancak bu tür
kavramların geçtiği eserleri araştırmamıza almama hakkı da bize aittir.

Fakir Yılmaz
Genel çalışmalarınız (kitaplar, internet siteleri vs.) göz önüne
alınınca, işin gerçekten bir tarafsızlık ve edebi yanı öne çıkarılarak
yapıldığını izlemek mümkün. Neden böyle bir yöntem? Özellikle de herşeyin
politize olduğu bu dönemde böylesine tarafsız kalmayı başarabilecek misiniz
ya da nasıl başaracaksınız? Ayrıca bu denli tarafsız olmak gerekli mi?

Bekir Karadeniz
Tarafsızlık, yapılan bilimsel araştırmalarda her ayrıntıyı kendi düşüncesine
yaklaştırmaya çalışmadan ve her konuya eşit mesafede durarak yapıldığında
gerçekleşmiş olur. Örnekler mekaniktir ama başvurmadan da edemeyiz
genellikle. Diyelim ki bir türküyü araştırıyoruz. Bunu bilimsel yapan şudur:
Eğer kafanıza koyduğunuz bir sonuca ulaşmak için yola çıktıysanız, ne olursa
olsun ona uygun zorlamalar gündeme gelecektir. Bilimsel olmayacaktır. Ya da
araştırmaya başlayacaksınız, sonuca ulaştığınızda bu sizin hoşunuza gitmeyen
birşey de olsa bunu kabul edeceksiniz. Biz buna çokça özen gösteriyoruz.
Çünkü falan şiirin doğrusunu bulunca kime ait olduğu bizim açımızdan
kesinlikle önemli değildir. Önemli olan kime ait olduğun bulmaktır. Gerçeğin
kendisi hiç bir zaman bir yalandan daha kötü olamaz. Ayrıca bir
şiirin/türkünün falan değil de filan kişiye ait olmasında bizim herhangi bir
özel çıkarımız da yok.
Politize olmaya gelince. Politik düşünceler süreç içinde
değişmekte ve yerine yenileri gelmektedir. Bir edebiyat araştırmacısı olarak
bundan 400 yıl öncesinin şiirin araştırırken kimin hangi düşüncede
olduğundan çok hangi kalitede ve düzeyde eser bırakmış olduğunu öne çıkarma
gerekir. Bugünü saptarken de kimin hangi partiden olduğunun bundan 200
yıl sonra hiçbir önemi olmayacaktır. Oysa hangi düşünceden olursa olsun
estetik ve temel değerlere zarar vermeden yazılan bir eleştiri şiiri zaten
her dönemde gündeme gelecektir.
Yoksa siyasi bir makale yazıldığında doğallıkla herkes
kendi düşüncesini öne çıkaracaktır.

Fakir Yılmaz
İlişki kurduğunuz kişilerin yaklaşımları nasıl? Aşıklar/şairler,
eserlerini vermek konusunda çekinceli davranıyorlar mı?

Orhan Bahçıvan
Genelde olumlu. Aşıkların, şairlerin çoğu böylesi bir araştırmaya
olumlu bakmakta. Birçoğu çekincesiz eserlerinden örnekleri bize ulaştırmakta
ya da doğrudan görüştüğümüzde vermekte. Ancak her şeye karşın birkaç şiirini
vermekten sakınan ya da bu işten çıkar umanlar da olmakta. Neyse ki bunlar
gerçekten azınlıkta. Belki burada işin bir yanına değinmekte yarar var.
Özellikle bu işi çok iyi bilmeyenler, şiirlerini bir şaheser olarak görenler
bunlar. Oysa kendilerini kanıtlamış ya da kendilerine güvenen şairler bu
konuda daha rahatlar. Çünkü usta bir şairin/aşığın zaten kendi tavrı, biçimi
oluşmuş durumda.
Belki böyle bir söyleşiyi işin sonunda bir daha yaparsak
bu konuda daha ayrıntılı şeyler söyleyebiliriz.

Fakir Yılmaz
Genelde yayınevi ve yayıncılara ilişkin sorunlar var bildiğim
kadarıyla. Sizin bu konudaki tecrübeleriniz nasıl? Ayrıca dağıtım vs.
konusunda neler düşünüyorsunuz?

Bekir Karadeniz
Bu konuda yeterince tecrübem oldu. Türkülere, halk şiirine ilişkin epey
araştırmam ya da başka kitaplarım yayınlandı bugüne dek. Yayınevlerine
ilişkin fazlaca olumlu şeyler söylemem olanaklı değil yazık ki. Bunları
burada anlatmak zor ya da uzun iş. Ancak Türkiye’nin sorunlarından biri olan
korsan yayın aslında sokakta satılan üç beş kitap işi değil. Yayınevleri
arasında bu işi temel kazanç yolu olarak kullananlar çok fazla. Yani asıl
korsan sokaktaki garibanlar değil. Bu onların yaptığı işi onaylama olarak
algılanmamalı kuşkusuz. Ancak her emek edebiyatı yapan bir yazar bir
yayınevinin bir yerlerinde bulunmakta. Bunların da olan biteni
bilmediklerini düşünmek biraz safdillilik olurdu.
Devletin de bu yolsuzlukları çözme işine pek eğildiği
söylenemez. Yasalar bu anlamda yetersiz değil ancak uygulama ve denetim çok
yetersiz. Uygulayıcıların, sanki yazara, sanatçıya, düşünene özel bir garezi
varmış gibi gelmekte bazen.
Korsan kitap basmakla sahte para ya da pul basmak
arasında bir fark olmadığını anlatmaya çalışmak aslında zaman kaybından
başka bir şey değil. Oysa bir yurttaş olarak ödenen vergileri böylesine
haksız bir biçimde savuranlara ya da buna göz yumanlara tepki göstermek
gerekirdi.

Fakir Yılmaz
Bu konuyu başka bir söyleşide ayrıca ele almak üzere, yeniden
araştırma işine dönersek. Doğrudan ilişki kurduğunuz (günümüz aşıkları,
şairleri) insanlar araştırma yayınlandıktan sonra haberdar edilecek mi? Bu
soruyu sormamın nedeni şu: Böylesi araştırmalarda işi biten yazar bir daha
bu kişileri arayıp sormaz genellikle.

Orhan Bahçıvan
Biz öyle düşünmüyoruz. Bunu daha şimdiden kararlaştırmış durumdayız.
Kitap yayınlandıktan sonra ilişki kurduğumuz, ulaşabildiğimiz ve eserlerini
aktardığımız tüm kişilere yollanacak.

Fakir Yılmaz
Böyle bir araştırmanın devamı olacak mı?

Bekir Karadeniz
Mutlaka. Bunu bizim gerçekleştirmemiz mümkün olmayabilir. Çok da önemli
değil aslında. Ancak halk şiiri, aşıklık geleneği varolduğu sürece bu tür
araştırmalar da güncelleşmek durumunda. Bu anlamda keşke belirli aralıklarla
bir süreklilik kazansa bu araştırmalar. Ancak bu işleri bir kurum değil de
bizim gibi yaşamı bu işlere bağlı olmayan gönüllülerin yapması işi
zorlaştırmakta.

Fakir Yılmaz
Bir de sanal ortamda da önemli çalışmalarınız var. Bunu biraz açalım.
Bildiğim kadarıyla bugüne dek, devlet dahil herhangi bir kurumun yapmadığı
boyutta bir platform yarattınız. Nasıl oldu bu iş?

Orhan Bahçıvan
Çalışmalarımızı kendimize saklamak değil paylaşmayı amaçlıyoruz. Hiç
olmazsa daha geniş çevrelere, daha düzgün veriler ulaşsın istiyoruz.
www.Ozanlar.eu
ya da
www.Ozanlar.biz bu anlamdaki
en geniş platform oldu. Önce Kuzeydoğu Anadolu Aşıkları, yani şu an söz
konusu olan kitaba benzer bir site düşündük. Ancak gördük ki bu site bu
amaçla sınırlanamayacak. Hemen genele dönüştürdük. Zaten önce de
söylediğimiz gibi yeterince malzeme var elimizde.
Bir dolu web sitesi var özellikle Bekir’in yıllardır emek verdiği.
www.FolklorEdebiyat.com
gibi. Bir de yörelere ilişkin hazırladıklarımız var. Livane, Ardahan, Göle
gibi. Zaten bir sürür ziyaretçi Bekir’in Ardahan’ın neresinden olduğunu
sormakta bana. Artvinli olduğun söyleyince de garipsiyorlar il elde. Ancak
bunu bir bölge kültürü olarak düşündüğümüzü anlatınca kavranabiliyor. 2
temel site adresi daha verebiliriz.
www.BKSes.com,
www.Yazarlar.eu,
bir de önceden değindiğimiz
www.Ozanlar.eu. Bunların
üzerinden onlarca aşık, halk müziği ve yazara ilişkin temel bilgiler
bulunabilir.

Fakir Yılmaz
Daha geniş topluluklara ulaşması açısından sanal ortamdaki
çalışmaların önemi ortada. Ancak yalnızca olumlu yanından söz etmek yeterli
mi, yoksa bu durum aynı zamanda bir olumsuzluk ve yanlış bilgi yayılmasına
da aracı oluyor mu?

Bekir Karadeniz
Yararı çok kuşkusuz. Ama bir de bu tür »uzman« sitelerin çoğalması müthiş
derecede yanlış bilgilen de yayılmasına neden olmakta. Bu işlerle uğraşan
insanların büyük çoğunluğu herhangi bir bilgiye sahip değil. Sanal alemde
dolaşıp bir şeyler toplamakta ve yığmaktalar. Yanlış bir bilgi iki kez
devridaim yaptı mı da artık inanılır olmakta. Bu da konuya ilişkin ciddi
sorunlar gündeme getirmekte.

Fakir Yılmaz
Denetimsizlik ve emeğe saygısızlık birçok konuda fazlasıyla yaygın.
Sanal ortamda da benzer olumsuz örnekler var mı? Eğer varsa bu konuda neler
yapılabilir.

Bekir Karadeniz
Var tabii. Örneğin Ozanlar sitesini birebir kopyalayan ancak kaynak gösterme
ahlakını göstermeyen bir sürü siteyle karşılaştık. Uyarmak da işe yaramıyor.
Ömrümüzün yarısını verip oluşturduğumuz bilgiler için söylenen şu: »Sen de
kaynak göstermemişsin.« Öyle ya, emeğin ve üretimin ne olduğunu anlamayan
birine bunu nasıl açıklayabilirsin.

Fakir Yılmaz
Gerçekten iyi bir söyleşi oldu. Umarım yapılan araştırma da yeterince
ilgi bulur ve devamı gelir.
Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.

Erdoğan Aydın
Söz her zaman büyüğün derler ya bu kez ben tamamlayayım. Ben de
bizimle böylesi bir söyleşiye yer verdiğin için üçümüz adına çok teşekkür
ederim.
Söyleşi:
Fakir Yılmaz
Kaynak:
Kuzey Anadolu
Gazetesi
|