|
Folklor Üzerine
Sözcük ilk kez 1846 yılında İngiliz bilimci
William j. Thomas tarafından kullanıldı. İngilizcedeki folk (halk) ve
lore (bilim) ya da bilgi sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuştur. Türkçede ise
aynı anlama gelen »halk bilimi« kullanılmaktadır.
1878 yılında İngiltere’de kurulan »Folklore Society« adlı bir dernek,
folklor sözcüğünün bir bilim dalına dönüşmesine önemli katkıda bulundu.
Fransa, Rusya, İskandinav ülkeleri ve Portekiz’de de, bu sözcük aynı biçimde
kullanılmaktadır. Almanca konuşan ülkelerde ise yaklaşık aynı anlamı içeren
»Volkskunde« deyimi yerleşmiştir.
Toplumların kendine özgü yapılarını inceleyen en temel bilim dallarından
biri olarak folklor, oldukça geniş boyutlar içermektedir. Yaşam biçiminden
politikaya ve sosyolojiye dek birçok ayrıntıyı içinde barındıran folklor,
insana ilişkin incelenmesi gereken en önemli bilim dallarındandır.
Her toplumun kendine özgü bir yapısı olmasından dolayı folklorun
tanımlanması ve içeriğinin belirlenmesinde ülkelerin bilginleri kendi
toplumlarının yaşayışına ilişkin değerlendirme yoluna gitmişlerdir.
İngiltere’de, gelenekler bilimi olarak algılanır. Folklor, insan
kuruluşlarında en yaygın, en devamlı ve eski olan şeyleri, halk sanatlarını,
halk endüstrisini inceler. Yazılı belgeleri değil; atalardan gelen
geleneklerin etkisi altında inanılan ve yapılan şeyleri inceler. Bugün
yaşayan, fakat bugünün ve zamanımızın olmayan fikirleri, gelenek ve
tarihleri, eski halklardan kalanları toplar, karşılaştırır. Halkın efsane,
gelenek ve inanışları ile ilgilenir. Özetle, folklor, halkın düşünsel
yapısını oluşturan her şeyi inceler.
Almanya’da, siyasal bilimlerin giriş yeri, giriş odası ve sosyal politikanın
köken, kaynağıdır. Halkın kalıbı, ruhu ve türünün bilimsel anlayışıdır.
Sosyoloji, sözcüğün anlamı ve çağdaş kavramı bakımından folklorun
bölümlerinden biridir.
Amerika’da folklor, uygarlık tarihini inceleyen sosyal bilimlerden biri
olarak kabul edilmektedir.
Belçika’daki yorumu ise, halk sınıflarının yaşayışlarına ve uygarlıklarına
ait olan her şeyi toplamak, inceleyerek, açıklamaktır. Folklor insanlığın
bakış açısında geçirdiği çeşitli evreleri inceler ve bunları günlük yaşamda
karşılaşılan benzer aşamalarla kıyaslama amacını güder.
Fransa’da, halk yaşayışını inceler. Uygar ülkelerde halka ait düşünsel ve
maddesel kültürü inceler. Uygar uluslardaki halk düşüncesinin
incelenmesidir. Doktrinsiz ortak inanmalar, kuramsız çalışmalardır. Hiçbir
aydının öğretemediği, halkın kendi kendine öğrendiği efsane, hikaye,
gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni, yıldızlara ait inanma ve büyüler gibi
bilgilerdir.
Az gelişmiş ulus ve halk kesimlerinin inanış, gelenek ve göreneklerinin
külliyatı niteliğindedir. Bu da insanlığın başlangıcından zamanımıza kadar
az ya da çok bozulmuş biçimde ulaşan kültür kalıntıları olarak
açıklanabilir.
Folklorun anlamı ve tanımı konuları Türkiye’de de halk bilimcileri
tarafından da ele alınıp incelenmiştir.
Bunlardan biri olan Sedat Veyis Örnek’e göre folklor, bir ülke ya da
belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel
ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen,
sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada bir senteze vardırmayı
amaçlayan bir bilim dalıdır.
Bir ülkenin, bir yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan
ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış
kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında
tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada; geleneksel ve
törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren bir beceriyi,
beğeniyi, yaratıyı, kurumu, töreyi, kurumlaşmayı göz önüne sermede; bir
ucuyla geçmişe, bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler,
adetler zincirini saptamada; bu zincirin dışlayıcı ya da destekleyici
halkalarını tek tek belirlemede, halk kültürünün atardamarlarını yakalayarak
bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada folklorun rolü ve önemi
birinci derecededir.
M. Şakir Ülkütaşır’a göre folklor, en derli toplu anlamıyla genel
olarak sözlü halk edebiyatı, halk musikisi, halk temaşası, halk gelenek ve
inançları gibi tamamen fikri ve manevi oluşumları, özetle halkın manevi
kültürünü araştıran bir bilimdir. Düğün, bayram, çocuk, cenaze, dini
boyutlar vs. türünden halk gelenekleri; cin, peri, büyü, afsun, muska, gibi
şeylere inanma biçiminde gündeme gelen bütün halk inançları ile türküleri,
maniler, bilmeceler, oyunlar, masallar, menkıbeler, deyimler ve atasözleri
folklor konusuna girer. Bütün bunlar belli kesimlerce saptanır ve incelenir.
Folklor araştırmalarının temel taşı olan kadro bir kategori içinde ve
birbirleriyle yakından ilgili birçok maddeyi içine alan geniş bölümdür.
Halk biliminin etnoloji, sosyoloji, sosyal ve kültürel antropoloji,
edebiyat, psikoloji, dilbilim, dinbilim, tarih, dinler tarihi, sanat tarihi,
coğrafya, tıp, hukuk vb. bilimlerle yakından ilişkisi olup; gerektiğinde bu
bilim dallarının yöntem ve bulgularından yararlanır, başka ülkelerin halk
bilimi (folklor) ile ilgili verilerinden koşutluklar kurar, karşılaştırmalar
yapar, bunların kökenine inmeye çalışır. Böylece yerlilikten ve ulusallıktan
evrenselliğe geçerek insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmaya yönelir.
Halk bilimin içerisine giren konuların yeterli ve herkesin üzerinde
anlaşabileceği bir şemasını düzenlemek zordur. Çünkü sosyal bilimlerin
çoğunda olduğu gibi halk biliminde de bir takım konuların sınırlarını kesin
olarak çizmek, bunların diğer bilimlerle olan sınır anlaşmazlıklarını
önlemek güçtür. Halk bilimin çalışma konularıyla ilgili olarak yapılan
tasnif çalışmaları hakkında yabancı ülkeler ve Türkiye’den bazı örnekler
verebiliriz.
Fransa’da Paul Sebillot’un 1904-1907 yılında yayımlanan
»Folklor de France« (Fransa Folkloru) adlı eserinde şöyledir:
1. Gök ve yer
2. Deniz ve Tatlı Sular
3. Hayvanlar ve Bitkiler
4. Halk ve Tarih
Londra Folklor Derneğinin yayımladığı kitapta ise şöyledir:
1) İnançlar ve uyulması gerekli kurallar
a) Yer ve gök
b) Bitkiler alemi
c) Hayvanlar alemi
d) İnsanlar
e) İnsanlar tarafından yapılmış eşya
f) Ruh ve öteki dünya
g) İnsanüstü varlıklar
h) Kehanet ve fallar
i) Sihir
j) Hastalık ve halk hekimliği
1) Adetler
a) Siyasal ve toplumsal kuruluşlar
b) Bireysel yaşama ilişkin ritler
c) Uğraşılar, işler ve sanayi
d) Takvimi bayramlar ve diğer bayramlar
e) Oyunlar, sporlar ve eğlenceler
2) Hikayeler, şarkılar ve atasözleri
a) Hikayeler
i) Doğru diye anlatılanlar
ii) Eğlence diye anlatılanlar
b) Şarkılar ve baladlar
c) Atasözleri ve bilmeceler
d) Tabirler (deyimler ve temsiller)
3) Katkılar
a) Terminoloji
Sedat Veyis Örnek’in yaptığı düzenleme de şöyledir:
1) Köy, Kasaba ve Kent Yaşamı (Monografiler)
2) Yerleşim-Yerleşim Türleri .
a) Sürekli yerleşim (köy, kasaba, kent)
b) Geçici yerleşim (yaylak, kışlak)
3) Barınak-Konut (Halk Mimarisi).
a) Tipler
b) Yapım teknikleri ve kullanılan araç-gereçler
c) Ev eşyası (türleri, yapımı, kullanılışı)
4) Aydınlanma, Isınma.
a) Işık elde etme; ışık araç ve gereçleri
b) Isı elde etme; ısı araç ve gereçleri
5) Taşıtlar Taşıma Teknikleri
a) Kara taşımacılığı
b) Hava taşımacılığı
6) Ekonomi Türleri
a) Hayvancılık.
i) Bakımı, beslenmesi, korunması
ii) Çobanlık
iii) Hayvansal ürünlerin elde edilişleri
iv) Hayvancılıkla ilgili araç-gereçler
b) Tarım-Rençperlik
i) Ekme, biçme, ürün alma
ii) Tarım araç-gereçleri
c) Avcılık
i) Av türleri (kara, deniz avları)
ii) Av araçları ve teknikleri
7) Halk Ekonomisi
a) Üretim
b) Tüketim
c) Pazarlama
8) Beslenme-Mutfak-Kiler
a) Besin Türleri
i) Hayvansal besinler
ii) Bitkisel besinler
b) Besin Elde Etme, Hazırlama, Koruma
c) Mutfak Düzeni, Araçları
d) Kiler, Depo, Mahzen
e) Yemek Çeşitleri
f) Sofra Düzeni
9) Ölçme, Tartma, Hesaplama Birimleri; (Zaman ve Mesafe Kavramları)
10) Halk sanatları ve Zanaatları
a) İşletme, Örme, Dokuma, Basma İşleri
b) Ağaç, Taş, Maden, Toprak, Cam, Deri İşleri
11) Giyim-Kuşam-Süs
a) Giyim-Kuşam
i) Erkek giyimi
ii) Kadın giyimi
iii) Çocuk giyimi
iv) Günlük giyim
v) Törensel giyim
vi) Meslekleri ve yaş gruplarını belirleyen giyimler
b) Süslenme
12) Halk Bilgisi
a) Halk Hekimliği-Halk Baytarlığı
b) Halk Botaniği-Halk Zoolojisi
c) Halk Meteorolojisi-Halk Takvimi
d) Halk Hukuku
13) Halk İnançları; Töreler, Adetler, Gelenekler, Görenekler
14) Geçiş Dönemleri
a) Doğum
b) Evlenme
c) Ölüm
15) Bayramlar-Karşılamalar-Uğurlamalar
a) Dinsel Nitelikli Bayramlar
b) Yerel Nitelikli Bayramlar
c) Karşılama ve Uğurlamalar
16) Kalıp Hareketler (Tavırlar, Jestler, Mimikler)-Kalıp Sözler ve Sesler
a) Günlük Yaşamla İlgili Olanlar
b) Törensel Yaşamla İlgili Olanlar
c) Islık Çalma, Çağırma, Ses Çıkarma
17) Dernekler, Kuruluşlar; Dayanışma ve Yardımlaşma
a) Esnaf dernekleri
b) Dinsel Kuruluşlar
c) Cinse ve Yaşa Dayalı Örgütler
d) Komşuluk
18) Dinsel-Büyüsel İçerikli İnançlar, İşlemler
a) Ziyaretler, Yatırlar, Türbeler, Mezarlar
b) Fal, Rüya Yorumu, Gelecekten Haber Verme
c) Büyücülük; Türleri ve Teknikleri
19) Halk Edebiyatı
a) Destanlar
b) Efsaneler
c) Masallar
d) Halk Hikayeleri
e) Halk Şiiri
f) Halk Türküleri
g) Fıkralar
h) Atasözleri-Deyimler
i) Tekerlemeler
j) Bilmeceler
k) Alkışlar, Kargışlar
l) Ağıtlar
m) İlahiler
n) Maniler
20) Halk Tiyatrosu (Geleneksel Tiyatro)
a) Ortaoyunu
b) Karagöz
c) Kukla
d) Meddahlık
e) Seyirlik Köylü Oyunları
21) Halk Oyunları (Dansları)
22) Halk Müziği ve Müzik Araçları
23) Çocuk Oyunları ve Oyuncaklar
a) Temsili Nitelikteki Oyunlar
b) Oyuncak Türleri ve Nitelikleri
24) Halk Eğlenceleri; Sporlar
25) Adlar
a) İnsan Adları
i) Asıl adlar
ii) Soyadları
iii) Lakaplar-takma adlar
b) Yer, Su, Dağ, Köy, Meydan, Cadde, Sokak, Ev Adları
Türkiye’de Halk Biliminin Geçmişi ve Bugünü
Türkiye’de folklor çalışmaları Batı ülkelerine kıyasla daha geç başlamıştır.
Bazı araştırmacılar, folklorun bir bilim olduğundan habersiz, bazı veriler
elde edip, bunları bazı dergilerde yayımlamışlardır. Başlangıçta daha çok
folklorun ne olduğu üzerine açıklamalar içeren yazılar yazılmıştır.
Gökalp, »Halka Doğru« adlı dergide »Halk Medeniyeti 1« başlıklı
yazısında folklor terimine karşılık olarak »halkiyat« terimini (1913)
kullanmıştır. Resmi uygarlık ve halk uygarlığı olmak üzere bir kavmin iki
uygarlıktan oluştuğunu belirtmiş; kuralları yazılı olmayan, ağızdan ağza
geçerek bir soyda uzayıp giden geleneksel uygarlığı konu edinen bilimi de »halkıyat«
olarak tanımlamıştır.
Mehmet Fuat Köprülü İkdam Gazetesinde »Yeni Bir İlim:
Halkiyat-Folklor« konulu yazısında (1914) folklorun Avrupa’daki
gelişiminden ve ülke için öneminden söz etmiştir. Folklor terimi açık olarak
ilk defa bu yazıda geçmiştir.
Rıza Tevfik Bölükbaşı Peyam Gazetesinin edebiyat ekinde »Folklor«
başlıklı yazısında (1914) , kelimenin aslını açıklayarak bizdeki
anlamıyla Avrupa’daki anlamı arasındaki farklarına dikkat çekmiştir. Ayrıca
halk biliminin asıl konusunun ortak halk edebiyatı ürünleri olduğunu
belirtmiş, atasözleri ve türkülerden örnekler vermiştir.
Selim Sırrı Tarcan, Türkiye Edebiyat Mecmuasında »Halk İlmi
(Halkiyat)« dergisinde (1924) folkloru tanımlayarak, folklorun
birleştirici ve eğitsel bir bilim dalı oluşunun üzerinde durmuştur.
Rauf Yekta Bey, »Dar ül Elhan Külliyatı« defterlerinin »Anadolu Halk
Şarkıları« adını taşıyan 1. sayısında yazdığı önsözde, folklorcuların
derleyip topladıkları ezgi ve sözlerin ulusun geçmişini aydınlatmadaki
önemine değinmiş, halk türküleri derlemenin önemini belirtmiştir.
Türkiye’de halk bilimi alanında çalışma yapan yabancılar daha çok halk
edebiyatı ve halk müziği konuları üzerinde durmuşlardır. Bu bilimcilerden
bazıları şunlardır: B. Bartok, W. Eberhard, F. Giese, G. Jacob, U.
Johansen, F. W. Hasluck, I. Kunos, F. Luschan, Th. Menzel, G. Mezsaros, G.
Nemeth, K. Rainhardt, H. Ritter, W. Ruben.
Cumhuriyet dönemine kadar folklor konusundaki çalışmalar, daha çok kişisel
ve dağınık görünümdedir. 1927 yılında Ankara’da »Anadolu Halk Bilgisi
Derneği« daha sonra da »Türk Halk Bilgisi Derneği« adını alan dernek,
Türk Halk Bilimine dönük çalışmaları başlatan ilk örgüttür.
Bu dernek çıkardığı »Halk Bilgisi Haberleri« adlı süreli yayınıyla ülkemizin
çeşitli yörelerinden derlenen halk bilimi verilerini toplu olarak sunmuştur.
»Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber« adlı kılavuz da yayınlamıştır.
1955 yılında Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti
kurulmuştur. Bu oluşum, iki kez ad değiştirerek günümüzdeki Folklor
Araştırmaları Kurumu adını almıştır.
1964 yılında kurulan »Y.T.G. Türk Folklor Enstitüsü kurma derneği«
1966 yılında »Türk Folklor Araştırmaları Kurumu« adını alarak bu alanda
çalışmalar yapmıştır.
Boğaziçi Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi
öğrencilerinin öncülüğüyle kurulan iki dernek de süreli yayınları,
sergileri, açık oturumlarıyla folklora alanında katkılar sağlamışlardır.
1932 yılında kurulan Halkevleri kültürün araştırılması,
incelenmesi, yaygınlaştırılması ve halkla kaynaştırılmasında önemli rol
oynamıştır. Halkevlerinin Köycülük Kolları köy ve kasabalara geziler
düzenlemiş, bu gezilerde elde edilen ilgili verileri yerel dergilerde
yayımlanmıştır. Halka dönük etkinlikleriyle bu kuruluşlar çeşitli illerde
çıkardıkları yerel dergiler, yayınladıkları kitaplar aracılığıyla halk
bilimi alanındaki verileri büyük bir bölümünü yitip gitmekten
kurtarmışlardır. Halk bilimini ilgilendiren kılavuz ve el kitaplarının,
monografilerin büyük bölümü çeşitli halkevlerinin aracılığı ile okuyucuya
ulaştırılmıştır.
Türk Dil Kurumu da halk ağzından derleme dergileri, derleme ve tarama
sözlükleriyle dil konusunda halk bilimine katkıda bulunan kurumlar
arasındadır.
Üniversitelerde uzun yıllar bağımsız bir folklor kürsüsü kurulamamıştır.
Günümüz itibariyle (2000) bu alanda bağımsız kürsü yalnızca Ankara
Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde kurulabilmiştir.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesinde 1938-1948
yılları arasında halk edebiyatının yanında halk bilimi konularına da
programında yer veren bir kürsü, Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde
çalışmalar yapmıştır. Aynı fakültenin etnoloji kürsüsü ise etnoloji ve
sosyal antropolojinin yanı sıra folklor konularını işlemektedir. Boratav
ve İlhan Başgöz Türkiye dışındaki üniversitelerde Türk Halk Bilimi
hakkında araştırma ve incelemeleriyle, bu alana önemli katkılar
sunmuşlardır. Aynı fakültede Etnoloji ve Sosyal Antropoloji öğretim
üyelerinden olan Orhan Acıpayamlı doğum, halk hekimliği,
bibliyografya, Nermin Erdentuğ evlenme adetleri, Sedat Veyis Örnek
halk inançları, ölüm vs. konularda monografik nitelikte araştırmalar yaparak
yayınlamışlardır. Bu fakültenin tiyatro kürsüsü öğretim üyelerinden Metin
And ve Özdemir Nutku geleneksel Türk tiyatrosu konusundaki
araştırma ve incelemeleriyle halk bilimi alanına katkıda bulunmuşlardır.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde 1993 yılında Halk Bilimi
Bölümü bağımsız bir bölüm olmuştur.
Hacettepe Üniversitesinde Sosyal Antropoloji ve Genel Türk
Edebiyatı Bölümündeki bazı araştırma ve incelemeler de halk bilimi
kapsamına girmektedir. Sosyal Antropoloji Bölüm başkanlığı yapmış olan
Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’in de halk bilimi alanında önemli katkıları
olmuştur. Aynı fakültenin Türk Dili Ve Edebiyatı bölümüne bağlı
Ana Bilim Dalı olarak Türk Halk Bilimi öğretimine devam
etmektedir.
Boğaziçi Üniversitesinde Tahir Alangu’nun halk bilimin tarihçe
ve yöntem sorunlarıyla ilgili dersleri de bu alandaki katkılardandır.
Atatürk Üniversitesi özellikle halk edebiyatı alanında verimli
çalışmalar, araştırmalar yapmakta, ve yayımlamaktadır.
1938 yılına kadar çeşitli dergilerde halk bilimi ile ilgili bazı
yazılar yer alırken bu tarihte »Halk Bilgisi Derneği’nin yayınladığı »Halk
Bilgisi Mecmuası« ile »Halk Bilgisi Haberleri’nde ağırlık tamamen Halk
Bilimsel yazı ve derlemelere verilmiştir. Bunları zamanla Folklor Postası,
Türk Folklor Araştırmaları, Türk Etnografya Dergisi, Folklor, Folklora
Doğru, Sivas Folkloru, Halkbilimi gibi dergiler izlemiştir. Bunların bir
kısmı yayınına son vermiştir. Yayınlanmaya devam edenler arasında
Folklor/Edebiyat, Milli Folklor, Halk Bilim, Türk Dünyası, Erciyes gibi
dergileri örnek verebiliriz. Halkevleri ve Fakülte dergilerinin halk
bilimine katkıları olmuştur. Halk bilim yıllık ve belletenlerinde de özlü
araştırma ve incelemeler yer almaktadır.
Türkiye’de ilk resmi derlemeler İstanbul Belediye Konservatuarı
tarafından 1926
yılında başlatılmış; bu amaçla dört gezi düzenlenmiştir. Halk bilimin
alanına giren konulardan biri olarak derlenen türküler notaya alınarak 14
defter halinde yayımlanmıştır. İlk pentatonik türkü bu gezilerde
Gümüşhane’de kaydedilmiştir. Mahmut Ragıp Gazimihal da 1929
yılında »Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz« adlı bir kitap
yayımlamıştır.
Ülkemizde, çeşitli tarihlerde halk bilimiyle doğrudan ilgili kongre, seminer
ve danışma toplantıları düzenlenmiş ve bu çalışmalar devam etmektedir.
Bunların kimileri derneklerin girişimiyle, kimileri de devletin desteğiyle
gerçekleştirilmiştir.
İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Akbank, Sümerbank gibi bankaların
özellikle yayın alanındaki etkinleriyle halk bilimi alanına katkıları
olmuştur. Halk bilimine, el sanatlarına ilişkin yayınlarının yanında halkın
yaratı ve beceri ürünlerini tanıtan gösteri, sergi, koleksiyon türünden
çalışmaları da dikkate değerdir.
Halk bilimi alanında hizmet veren resmi bir kuruluş olarak Kültür Bakanlığı
Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, geçmişten bugüne
birtakım değişiklikler geçirerek kurulmuştur. İlkin, »Milli Folklor
Enstitüsü« adıyla 1966 yılında kurulmuştur. Amacı folklorun çeşitli
konularında çalışmalar yaparak bir folklor arşivi, kütüphanesi, müzesi
kurmak, yurdun değişik yerlerinde bu konularda yapılan çalışmaları
birleştirip teşvik etmek ve bunlara rehberlik etmektir. 1973 tarihli
Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile »Milli Folklor Dairesi Başkanlığı« adını
alan kurum 1982 yılında teşekkül eden Kültür ve Turizm Bakanlığı
bünyesinde ana hizmet birimi olarak müstakil daire başkanlığı şeklinde
görevini sürdürmüştür. 1989 yılında »Halk Kültürlerini Araştırma
Dairesi Başkanlığı, 1991 tarihinde de »Halk Kültürlerini Araştırma ve
Geliştirme Genel Müdürlüğü« (HAGEM) adını almıştır.
Genel müdürlükçe halk kültürünün bütün konularında yapılan araştırmalar,
yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere folklor araştırmacıları tarafından görüşme
tekniği, ses kayıt cihazları, fotoğraf makineleri ve video kamera
kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum, kuruluş ve üniversitelerle
işbirliği içinde panel, sempozyum, kongre vb. yapılmakta, sunulan
bildirilerin basımı sağlanmaktadır.
(Yararlanılan kaynaklar konusunda, Sedat Veyis Örnek,
Mahmut Ragıp Gazimihal, Nida Tüfekçi, İlhan Başgöz, Pertev Nail Boratav,
Meltem Cingöz, Handan Çağlayan ve ayrıntılı çalışması için Bircan
Kalaycı’ya teşekkürler.)
Türküler
|